Yılmazca 2004 yılında var olmuş bir yapay dil projesiydi ve Murat Yılmaz tarafından oluşturulmaktaydı. Aslında geçici bir hevesti yapılan aktivite tam teşekküllü bir dil bile değildi. Mustafa Kaptan’ın anlatımıyla yılmazca ve serüvenini anlatalım;

Kaptano projesinin sözlüğünü yazmaya başladığım mart 2004 tarihinde Murat yılmaz isimli hem arkadaşım hem de uzaktan akrabam olan çocuk her hafta sonu bize gelirdi ve benim kaptancayı görünce bana “ben de yapacam yılmazca” demişti. Tamamen özentiden başka bir şey değildi. Zaten kendisi gürcüce biliyordu ve bir de yılmazcaya ihtiyacı yoktu ama yaparken öylesine yöntemler izledi ki bu yaptığına yapay dilcilik pek denemez.

1.periyot: tersten kelime yazma

Buna kaptanca sözlüğün ilk basımından sonra başladı ve tersten kelimelere yılmazca dedi. Halbuki bu yapay dil bile değildi sadece Türkçeyi tersten konuşmaktı. Mesela çikolataya atalokiç, matematiğe kitametam, saate taas demek gibi. Örneğin:

Netsret erelemilek aczamlıy ided=tersten kelimelere yılmazca dedi.

Hatta defter alıp sözlük yapmaya başladı lakin ertesi hafta benim “oğlum herkes anlar bunu ve defterine yazık” dediğimde “haklısın” demişti. Ama nasıl yapacağını hiç bilemiyordu. Zaten tersten kelimelerle yapay dil yapsam bile evvela ezberlemem gerek diyordu. Buradan belliydi aslında yapay dilci olmadığı.

2.periyot: ingilizce kelimelerin sonuna –i ve –l ekleyerek yapay dil yapma

Aslında ilk periyoda göre daha maharet isteyen bir şeydi. Çünkü ilkokul 5.sınıf ingilizcesiyle yapay dil yapmak demek komedi demekti. İngilizcenin mantığı asla türkçe gibi olamazdı. Denedik yine de maksat hevesini alsın dedim. Her ingilizce kelimenin sonuna i ve l ekliyorduk.

Applel=elma
Houri=saat
Computeri=bilgisayar
Chocolatel=çikolata
Veldönel=well done

3.periyot: değiştirilmiş tersten yazma yöntemi

Yılmazcanın ingilizceden apartılma yöntemini saatler içerisinde terk etmişti Murat çünkü ingilizcenin ağırlığı onu ezmişti. Tabii ki bu süreçte bayağı günler de geçmişti. 3.periyottaysa tersten kelime yönteminde yine diretip yapay dil yapmak istedi mesela yine tersten yazılacaktı kelimeler ama ö’ler ve o’lar, m’ler ve n’ler, ş’ler ve s’ler, a’lar ve e’ler, ü’ler ve u’lar, r’ler ve p’ler yer değiştirecekti. Yani mesela şöyle bir şey olacaktı;

Sınpırıtsıgad metşpat enzey ınatmoy=değiştirilmiş yazma yöntemi

Hatta bana “bunla ilgili sözlük yap” demişti. Ben başta tamam dediysem de o evine gidince “aman milletin enayisi ben miyim? Zaten bundan da hevesi kaçacak, iyisi mi yapmayayım” demiştim. İyi de etmiştim. Birkaç gün sonra da yaz tatiline sinopa gitmiştim zaten. Yanımda da kaptanca sözlüğü götürmüştüm.

Tatilden döndüğüm zaman ise isabetli karar verdiğimi anlamıştım geliştirilmiş tersten yazma yöntemini de bu kaldıramamıştı bu seferse yine bir yöntem gelişti;

4.periyot: harfleri değişmiş düz yazma metodu;

Bu 4.periyota geçtiğinde ben de yine iyi niyetle yardımcı olabileceğimi söylemiştim ve bu periyodu da iyi götürebilir diye düşünüyordum. Lakin ne yazık ki bu en kolay yöntem olmasına rağmen bunun için bile “ezber yapmalıyım” diyebiliyordu Murat. Yani yapacağı basitti şu harfler yer değişecekti;

a-e
i-ı
o-ö
u-ü
c-ç
s-ş
m-n
p-r

ğ ise kaldırılıp g yapılmıştı.

işte bu kadardı gördüğünüz üzere acayip kolay bir yöntem. Hatta buna dil değil dense dense türkçenin bir lehçesi denebilirdi. Mesela şöyle bir örnek cümle çıkardı bundan:

Yilnezçemim imgılızçadam ereptilne yomtanımı şeetlep ıcapışımda tapk atnıstı semep cumku ımgılızçamım egipligi ömü aznıstı = Yılmazcanın ingilizceden apartılma yöntemini saatler içerisinde terk etmişti Murat çünkü ingilizcenin ağırlığı onu ezmişti.

Kolay bir yöntemdi ve “peki bunda türkçeden ekler farklı olacak mı?” dediğimde “hayır olmayacak” demişti. Yani işte bu kadar acemiydi ve özentiydi gerçek inanın ki buydu. Ertesi hafta tekrar “yılmazcada ekler değişmiyor mu?” diye sorduğumda yine ısrarla “değişmiyor” deyince çarptım gerçeği yüzüne;

-senin harf değişim yöntemin ekleri de değiştiriyor kardeşim. Değişmiyorsa –yör ne?, -açak, -eçek ne?, -lap ne?

Deyince suspus olmuş sadece gülmüştü. Çünkü kendi kalesine gol atmıştı aslında ama fark edememişti. Lakin kaptano ile de yılmazcanın bu periyodu birbirine çok benziyordu, yan yana getirildiğinde bazı kelimeler birbirini tutuyordu bile. biraz da bu yüzden bu aşamayı ben de beğenmiştim ama fırsata da çevirecektim ve şu teklifi yaptım;

-murat bak sözlüğü yapmak istiyorsan birlikte yapalım kabul lakin bir şartım var yardımcı olmak için. O da senin kelimelerin karşılığına kaptancasının da yazılmasıdır.

Dediğimde murat kabul etmişti lakin kendisinde şıpsevdi ve kararsız bir karakter olduğu için biz b harfine geçip birkaç kelime yazdığımızda o “ya yanlarına kaptanca olmasın” dediğinde ben de “emin misin? Geri dönüşü yoktur bu kararın” dediğimde “evet eminim olmasın” demişti. Ben de “kusura bakma murat o zaman sana yılmazca konusunda yardım edemem kendin ne yaparsan yap” deyip kalemi bıraktım defteri de kapattım ve bu murat’a ibretlik bir cevap olmuştu çünkü ben olmasam yapamayacaktı görünen köy kılavuz istemiyordu. Sonra o da “aman aslında beni de sıkmaya başlamıştı” diye çevirmeye çalıştı durumu lakin ben şu cevabı verdim;

“bak murat bu söyleyeceğimi dinleyeceksin, yok dinlemem dersen daire kapısının nerede olduğunu biliyorsun(bunu dedim çünkü daha evvelden bu diyeceğimi engellediği için bu gözdağını verdim), sen aslında bana özendin ve beceremedin kabul etmelisin, hem oğlum sen gürcüce biliyorsun ve evde konuşuyorsun, kimin ihtiyacı olur sizin evde yılmazcaya?”

Dediğimde sadece “haklısın” demişti. Ve yılmazca macerasını da nihayet tamamen sonlandırmıştı.

Soru: sensiz devam edemez miydi?
Cevap: edemezdi yok eğer kendisi yapabilseydi gelip benden yardım istemezdi. Ve tabii ki başka bir kişinin de yapabilmesini isterdim hatta düşündüğü 4.periyottan da umutluydum ama yola çıktığı insanı yarı yolda bırakabilecek bir kişiyle yola da devam etmek istemedim. Kendisi de istemedi isteseydi yapardı.

Tarafından desteklenmektedirBetterDocs

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir