İçeriğe geç

Öğrenilmiş çaresizlik

Yapay dilcilikte fayda görmeyenlerin muzdarip olduğu hastalıktır. Daha önce olmamış ortak bir dünya dili şimdi de olmaz düşüncesi. Bunu öğrenilmiş çaresizlikle açığa kavuşturuyor anlayışçılık:

Öğrenilmiş çaresizlik örneğin X adlı futbol takımı 5 yıldır Y adlı takımı kendi evinde yenemediği varsayılırsa Bu durum X adlı takımın taraftarlarında “artık Y takımını kendi evinde yenemeyiz” psikolojisi oluşturmaktadır. Halbuki yenemeyecekleri bir kesinlik değildir. Yenme ihtimalleri yüzde ellidir. Fakat insan en büyük engeli ancak kendisine koyar. Taraftarın kendi kendine bu yenilgiyi kabullenmesine öğrenilmiş çaresizlik denir. Toplumların gelişimini engelleyen, bireylerin özgüvenlerini çürüten bir unsurdur. Bu yüzden anlayışçı düşünce öğrenilmiş çaresizliği hatırlamayı ve ondan kurtulmayı savunur. Çevremizi güzelleştirmek için bir evvela bunu yapmalıyız. İnsan düşünen bir varlıktır ve de düşünmelidir. “Neden olsun ki?” kalıbı yerine “neden olmasın ki?” kalıbını kullanmalıyız işte o zaman yeni kapılar açılmış olur insanoğluna.

bir örnek daha verelim mesela:

Birileri çocukluğunuzda size sadece meyve olarak elma verse ve yıllarca onu yeseniz diğer meyveleri istediğinizdeyse “elmayla aynı vitaminlere sahip”, “hem elmanın tadı daha güzel”, “armutun tipine baksana ne komik duruyor” dese sizin için tek seçenek doğal olarak elma olacaktır. Bir süre sonra elmayı reddetmeye başlayacaksınız ve ister istemez diğer meyvelere saldıracaksınız ve belki de elmayı artık görmek istemeyeceksiniz. İşte bu buna benzer. Küçüklükten beri tüm meyveleri yerseniz elmadan da tiksinmezsiniz. Fakat dayatılırsa güzel bir meyve olan elmadan bir süre sonra bıkarsınız.

İşte bize de başaramazsınız diyenlerin durumudur öğrenilmiş çaresizlik. Zaten ülkemizden mucit beyinler çıksa da hemen köreltilmesinin en büyük sebebidir “başaramazsın”, “neden olsun ki?” demek.

Tarafından desteklenmektedirBetterDocs

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.